Hayatın her alanında olduğu gibi Pazarlama alanında da sürekli değişimler yaşanıyor. Yıllarca doğru bildiğimiz hatta tabu olarak gördüğümüz bir şeyin bir anda konjektür gereği değişmesi gerektiğini anlayabiliyoruz ve o değişime ayak uydurmaya çalışıyoruz.
Pazarlama eğitimi almış olanlar çok iyi bilirlerki “Markalaşmak” kelimesi sihirli bir kelimedir. Bir markanın gerçekten bir değer taşıyabilmesi için yapılması gereken bir sürü hamle vardır. Kalite, promosyon ve pazarlama sratejileri çok iyi belirlenmeli ve belirlenen stratejiler ince ince uygulanmalıdır. Çok emekler vererek ve bir çok harcamalar yaparak bir süre sonra üzerinde çalıştığınız markanın artık gerçekten bir marka olabildiğini söyleyebilirsiniz, bu çok uzun vadeli ve zahmetli bir süreçtir ama sonunda markanızı getirdiğiniz noktada markanızın önüne çıkacak bir çok avantajın sahibi olursunuz.
Ama özellikle küresel krizin de etkileriyle alım güçlerinde yaşanan azalmalardan dolayı maliyetleri daha düşük olan market markaları her yıl milyonlarca dolar harcayan büyük markaları geçmeye başladılar. Özellikle büyük mağazaların raflarıyla büyük kitlelere ulaşan market markaları bu gidişle sadece market raflarında kalmayıp diğer noktalara da sıçrayacak gibi duruyor. Bu noktada değerlendirilmesi gereken nokta market markalarının bu yükselişi daha hangi noktaya kadar ulaşacak? Büyük markaların yıllar boyunca uğraşarak oluşturduğu güven altyapısını market markaları unutturacak mı? Yoksa “Markalaşma” fenomeni sona erecek ve bundan sonra “Markalaşmama” fenomeni mi dünyayı etkisi altına alacak.